Oyun ve Doğa - Meta LoL

Oyun ve Doğa

Doğa bütün canlıların ilerlemesi ve gelişmesi üzerine muhteşem bir denge ile kurulmuştur. Bu gelişme sadece biz insanlar için değil doğada ki bütün canlılar için geçerlidir. Memeliler haricinde ki bütün canlılar bunu içgüdüleri ve çeşitli hayatta kalma becerileri ile sergilerler. Ağaçlar güneşten faydalanmak için ormanın örtüsünü delercesine uzayarak gökyüzünü kucaklar. Bazı parazit türleri son konağı olan memelilere ulaşabilmek için karıncaların sinir sistemlerini ele geçirir ve onlara zombi karıncalara döndürürler. Doğa acımasız olsa da dengesini kendi yöntemleri ile korur.

Memeliler doğa piramidinin her zaman en üst sırasında yer alır. Diğer canlıların ve türlerin aksine sadece içgüdüleri ve hormonları ile değil, kullanabildikleri zekaları ile bunu sağlarlar. Yapılan araştırmalar zekanın sadece biz insanlara ait olmadığını, diğer memeli türlerinin de geliştirilebilir zekaya sahip olduklarını bize gösteriyor. Özellikle hayvanlarda alet kullanma, isim hafızası, yer-yön kavramı, avlanma yetenekleri, kamuflaj ve saklanma gibi yetenekler sahip oldukları zeka ile öğreniliyor, geliştiriliyor ve en önemlisi bir dahaki kuşaklara aktarılabiliyor. Bu aktarım hayvanların hayatta kalma becerilerini ve yeteneklerinin geliştirilmesinde büyük bir önem arz ediyor.

Son yıllarda yapılan araştırmalar ile yeni kuramlar ortaya çıksa dahi, şu için bildiğimiz en iyi eğitim metodu ceza-ödül kavramları. Biz insanlar bebekliğimizden itibaren bu kavrama çok yatkınız. Öyle ki yapıp yapmamamız gerek şeyler, toplumsal kurallar, hatta kanunlar bile bu sistem üzerine kurulu. Ayrıca eğitim sistemimiz ve etik kuralların temelini aldığımız aile ortamı da buna dahil.

Zekamız vücudumuzun bir parçası hatta en önemli kasımız. Her kasımız gibi oda büyür ve gelişebilir. Bu durum hayvanlar içinde geçerlidir. Ceza-ödül sisteminde bahsetmiştim bir önceki paragrafta. Detaylandırmak gerekirse doğduğumuzdan erişkinliğe adım atana kadar geçen sürede bir çocuğa en çok keyif veren, onu en çok neşelendiren şey “Oyun Oynamak” ‘tır. Ailelerimiz bizlere öğrenmemiz gereken şeyleri bu yüzden şarkılarla ve oyunlarla öğretiler. Ödül sadece yapılan bir şey karşılığında alınan nesnel bir şey değildir. Ödül bir haz duygusudur ve ya doğa için konuşursak hayatta kalmak için gerekli bir armağan. Biz insanların zeka ve kabiliyetlerinin gelişmesi için oyun oynamak ne kadar gerekli ise vahşi doğa ve diğer hayvanlar için de o kadar elzem bir konudur.

Hepimiz belgesel izlemişizdir. Bazılarımız keyif alarak ve saatlerini harcayarak ya da sadece denk geldiği için. Bazılarımız ölen antiloplar için üzülmüş, kimimiz ise aslanların aç kalmaması için sevinmiştir. Belgeseller vahşi doğanın küçük parçalarının gerçekli ile bizlere en güzel yansımasıdır. Ama vahşi doğada bizim sıcak evlerimizde, ailelerimiz ile ve her düştüğümüz zaman kaldıracak birileri varken ki kadar kolay değildir işler. Gerçekten bir aslan bir önceki günden daha hızlı koşmalıdır. Av olan hayvanların gözlerini bir an dahi etraflarından ayırma lüksleri yoktur. Çünkü doğa hata payı bırakmaz. Hayvanlar aleminde bu yeteneklerin hepsi oyun ile ve ciddi eğitimler ile yavrulara aktarılır. Ve onların da yavrularına. Bu nesiller boyunca bu şekilde bir bilgi birikimi olarak devam eder.

Anne aslanlar ve ya büyük kediler yavruları sütten kesilmeye yakın yakaladıkları küçük hayvanları öldürmeden yuvaya getirirler. Hala ölmemiş olan küçük av geleceğin avcılarının önüne oyun oynamaları için bırakılır. Yavrular dakikalarca hatta saatlerce öldürmeden bu hayvanla oynayabilirler. İşkence veya zalimlik gibi görünen bu oyun aslında yavru kedigillerin av ve hayatta kalma antrenmanlarından başka bir şey değildir. Yavrular bu küçük yakalama oyunu sayesinde gerekli kas gücünü ve çevikliği kazanırlar. Anne kedi kendi aç olsa dahi oyunun bitmesini engellemez. Sadece göz ucu ile geleceğin avcıları olan yavrularını büyük bir gururla izler. Yavru kediler kendi aralarında da sürekli kavga edercesine oyun oynarlar. Birbirlerinin üstlerine çıkar, zıplar hatta birbirlerini ısırırlar. Çok fazla gürültü çıkaran bu eylemi, başka yırtıcıları çekme ihtimali dahi olsa anne aslan engellemez. Yavruların kendi aralarında yaptığı bu ufak ama gürültülü oyun onların ileriki yaşamlarında gerekli olan hayatta kalma becerilerini kazanmalarını sağlar. Biz insanların aksine yaşamları boyunca kas ve zeka koordinasyonu hayvanlarda çok daha fazla önemlidir. Koşamayan bir aslan, ağaca tırmanamayan bir leopar asla hayatta kalamaz.

Alet kullanımı ve el becerisini görebileceğimiz en güzel hayvanlar ise primatlar. Primatlar yani diğer bir deyişle insansı maymunlar nerdeyse bizim kadar alet kullanımına yatkın hayvanlar. Ayrıca yaşam alanları, sosyolojileri ve hiyerarşileri de gelişmiş düzeyde. Bütün bu karmaşık düzen ve toplumsal anlayışın en temelinde bütün bu öğretilerin genç nesillere aktarılması yatıyor. Yavrular doğduklarından itibaren aile düzeni içerisinde büyürlerken aynı zamanda kardeşleri ve yaşıtları ile sürekli oyun oynuyorlar. Bu oyunlar tabiyki bizim oyunlarımız gibi değil. Fakat kaçırılmaması gereken nokta onlarında birer çocuk oldukları ve oyun oynama ihtiyaçları. Ağaç üzerinde dolaşmaları en basit oyun düzenlerinden biri. Kardeş ve ya yaşıt primatlar ağaç üzerlerinde el ve ayaklarını kullanmayı, kuyrukları ile dengede durmayı birbirleri ile oynadıkları oyunlar sayesinde öğrenirler. Bu oyunlardaki tek fark hataya yer olmayışıdır. Zira fazla yüksek olan ağaçlar üzerinden düşmek bebek primatın hayatına mal olabilir. İnsansı maymunlar alet kullanımına çok yatkın hayvanlardır. Bu yeteneklerini çocuk yaşta kazanırlar. Aile büyüklerinin hareketlerini takip eden bebekler onların kabuklu meyveleri taş ve sopalarla kırmalarını taklit ederler. Bu onlar için ellerindeki bir ağaç parçasını her hangi bir yere vurmaktan başka bir şey değildir. Ama bebek primatlar bu oyunlar sayesinde gerekli kas koordinasyonunu kazanmış olur. Primatların çoğunluğu termit adı verilen karıncaları yerler. Bu ihtiyaçları olan proteini karşılamalarını sağlar. Termitleri yakalamak kolay bir eylem değildir. Termit yuvaları ağaç kovuklarında ya da toprak içindeki derin tünellerdedir. Yetişkin primatlar ucu püskül haline getirilmiş ince çubukları tünel içine sokarak çubuk üzerine tırmanan termitleri yerler. Bu avlanma tekniği de çocuk yaşta oynanan oyunlar ile öğrenilir. Çocuk primatlar ellerindeki çubuklar ile ağaç kovuklarını inceler. Bu sayede zor ve teknik gerektiren bu eylem çocuk yaştan itibaren öğrenilmeye başlar.

Oyun oynamak tanımındaki gibi sadece boş vakitlerin değerlendirilmesi için gerekli bir eylem değildir. Oyun oynamak mental açıdan bizi geliştiren ve beyin fonksiyonlarımızı kullanmamızı hızlandıran bir dizi kompleks olaylar zinciridir. Domuzlar üzerinde yapılan bir deneyde bir ekran ve bu erkanda ki görüntüyü kontrol eden bir oyun kolu kullanılmıştır. Deneyin amacı; domuz ekrandaki labirentten oyun kolunu kullanarak çıkmayı başarırsa makine otomatik olarak domuza küçük bir sürpriz yemek verir. Başlangıçta zorluk seviyesi düşük olan oyunlar domuzun zorlukları bağdaştırma kabiliyeti geliştikçe arttılmıştır. Domuz oyunun zorluk seviyesinin artmasına rağmen deneme yanılma yöntemini geliştirerek sonucunda ödülünü almayı başarmıştır. Bir benzer deneyde kargalar ile yapılmıştır. Yapılan son araştırmalar kargaların kuş dünyasının en zeki üyeleri olduklarını göstermektedir. Zeka kelimesi aklın kullanılabilirliği ile doğru ölçüde olan bir olgudur. Kargalar da bu işte gerçekten ileri seviye varlıklardır. Deneyde karga sürekli yemek konusunda tatmin edilirken su konusunda son derece kısıtlayıcı bir ortam içerisinde bırakılmıştır. Karganın bulunduğu ortamda ulaşabileceği tek su kaynağı standart cam bir su şişesidir. Kuşlar anatomik olarak gagaya sahip oldukları için ve üst damaklarında bulunan yarık sebebiyle negatif basınç oluşturamadıklarından dolayı suyu içmek için gagalarını tamamen su ile doldurmalıdırlar. Hepimizin evinde çocuk yaşta civciv beslerken gözlemlediği , civcivlerin suyu ağızlarına aldıktan sonra kafalarını havaya kaldırmaları da işte bu yüzdendir. Karganın susuzluğu arttıkça şişenin ağzı üzerinde yoğunlaşmakta fakat bir türlü şişe içerisindeki suyu içememektedir. Karga hayatta kalma becerisin, ve oyun yeteneğini en iyi şekilde kullanarak çevrede bulduğu taşları şişe içerisine atmaya başlar. Taşların hacminden dolayı yükselen su karga için ulaşılabilir bir düzeye geldiğinde karga suyu içebilmiştir. Aynı şekilde kargalar üzerinde yapılan bir başka deneyde ise kargalar esaret altında özel kafesler içerisinde bırakılmışlardır. Kargalar esaret altında kalamayan hayvanlar oldukları için çıkmak istemeleri en doğal sebepleridir. Kargalar için kurulan özel kafes sistemlerinde eğer karga mekanik olarak bazı olayları gerçekleştirirse kafesten çıkabilmektedirler. Zorluk seviyesi her seferinde arttırılan bu deneyde kargalar seferinde çeşitli zorlukları aşarak kafeslerden kurtulmayı başarmışlardır. Oyun oynamanın veya oyun ile kazanım sağlamanın en güzel örnekleri biz sadece insanlar için değil hayvanlar dünyasında da olduğunun en güzel örnekleridir bunlar.

Çoğu insanın evcil bir hayvan ile münasebeti olmuştur. Evinde bir kedi yada köpek besleyenler bilirler ; bir hayvanı eğitmek hem bir o kadar zor hem de bir o kadar keyiflidir. Evlerimizde beslediğimiz evcil hayvanları hem onların refahı hem de bizim sağlığımız ve rahatımız için eğitmek zorundayız. Herkes evinde baktığı evcil hayvanın yerine ve zamanında çiş ve kakasını yapmasını, bizim kişisel eşyalarımıza zarar vermemesini , onu gezdirmek için dışarı çıkarttığımız zaman çevreye ve başka insanları rahatsız etmemesini gerektiğini bilmesini isteriz. Bu da bizim onlara verdiğimiz eğitimler doğrultusunda mümkündür. Genellikle evlerimize aldığımız evcil hayvanlar yaş olarak küçükken bizlere gelirler. Ve yavru hayvanlar gerçekten oyun oynamayı çok sever. Bizlere hem arkadaş hem de evcil birer hayvan olan bu dünya tatlısı yaratıklar bizim ile yaptıkları bu oyunlar sayesinde hem onların hem de bizim kazanç sağlayacağımız bazı davranışları bu oyunlar sayesinde öğrenirler. En basit olarak topu atıp getirme oyunu. Köpekler içgüdüsel olarak insana itaat eden hayvanlardır. Bu özelliklerini binlerce yıldır atalarından aldıkları genleri ile bu günlere kadar getirmişlerdir. Onlar için hem egzersiz hem de bizim ile bir iletişim kurmalarını sağlayan bu oyun ile köpekler getirdikleri nesneyi bırakmayı ve bu sayede biz sahiplerine itaat etmeyi öğrenirler. Köpeğimiz attığımız nesneyi her getirişinde ve ona zarar vermeden bize verdiğin de onları ödüllendiririz. Bu ödül ufak bir yiyecek de olabilir , sadece başını okşayarak ona gösterdiğimiz bir sevgi gösterisi bile olabilir. Bu oyunun tekrarlanması ile köpeğimiz her seferinde getirdiği nesneyi avcumuza bırakarak bize olan saygısını yeniler ve biz insanlar da dostlarımız olan bu sevimli yaratıkları ile iletişimimizi güçlendiririz.

Konu köpeklerden açılmış iken çoğu iş için ve ya hobilerimiz de insanoğlu olarak binlerce yıldır köpekleri kullanıyoruz. Arama kurtarma köpekleri , polis köpekleri , av köpekleri ve ağ çeken köpekler gibi bir çok örnek bu konuda mevcut. Bu sevimli canlılar bize dost olmanın yanı sıra bu tip işler de hayatlarımızı kolaylaştırıyorlar. Polis köpekleri asker ve polis ile çalışmalarında hayatımızı kolaylaştırmanın yanı sıra hayatlarımızı koruyorlar. Bomba arama yaparak, uyuşturucu arayan köpekler gibi güvenlik güçleri ile çalışan bu zeki hayvanlar bizim güvenliğimizi garanti altına alıyor. Deprem, yangın, göçük gibi anlarda ise arama kurtarma köpekleri sıkıştığımız yerlerde veya zor durumlarımızda bizleri buluyor gerekli yardımın gelmesini sağlıyorlar. Bu zeki hayvanlar bütün bu zorlu işlerin altından sizce nasıl kalkıyor? Tabiyi ki aldıkları zorlu ve kararlı eğitimler sayesinde. Özel ırklar arasından seçilen bu köpekler daha bebeklik çağlarından itibaren sıkı ve disiplinli bir eğitime tabi tutuluyorlar. Unutulmaması gereken nokta bu eğitimlerinin bir çoğunun oyun üzerine olması. Bebek, genç ve erişkin köpekler oyun oynamaya ve sosyalleşmeye çok müsait canlılardır. İçgüdüsel olarak hissettikleri bu oyun oynama davranışı bizlerim hayatımızda çok büyük yeri olan bu canlıları eğitmemiz konusunda bize çok büyük bir kolaylık sağlıyor. Arama kurtarma köpeklerini ele alacak olursak öncelikle hayvana ezberletilen bazı nesneler saklanıyor ve köpeğin onu bulması isteniyor. Hayvan nesneyi doğru şekilde bulduğunda ise ödüllendirilerek yaptığı doğru davranışın pekiştirilmesi sağlanıyor. Polis köpekleri ise saldırma eylemini bir oyun çerçevesinde öğreniyorlar. Çoğumuzun televizyon ekranlarında görmüş olduğunu düşündüğüm kola geçirilen özel materyaller sayesinde köpeğin kola atlayarak bırakmaması öğretiliyor. Bu oyun ödüllerle pekiştirildikçe hayvan karşısındaki alt etmesi gereken kişiyi gördüğü zaman sadece koluna saldırarak hem suçluyu etkisiz hale getiriyor hem de hayati bir tehlike oluşmasının da önüne geçilmiş oluyor. Koku alma duyusu diğer köpeklere göre daha özel olan av köpeklerinden seçilen narkotik köpekleri ise daha bebek yaşta uyuşturucu madde kokuları ile tanıştırılarak bunları bulmaları konusunda detaylı bir eğitim alıyorlar. Narkotik madde kokusu sindirilmiş top ile at- getir oyunu oynayarak hayvanın bu kokuya adapte olması ve emirleri yerine getirmesi sağlanıyor.

Dost edinmek, bir hayvana yuva sahibi olmasını sağlamak ya da yukarıda saydığımız örnekler gibi faydalı işler üzerine eğitilen veya barındırılan hayvanlar hayatımıza büyük bir renk ve özellik katıyor. Fakat dünya üzerinde insanlar he zaman doğru ve başarılı işlere imza atamıyorlar maalesef. Memeli hayvanların çoğunda içgüdüsel olan bu oyun oynama eylemi bazı insanlar tarafından suiistimal edilebiliyor. Filmler de karşımıza çıkan hırsız maymunlar örneğin. Dünyanın belki de en şirin ve en zeki hayvanları olan maymun ve şempanzeler insan ırkının aynı zamanda en yakında akrabası. Fakat bu muhteşem hayvanlar bazen kötü ellerde kötü işler yapabiliyor. Haksız kazanç sağlamak isteyen bu insanlar küçük yaşta sahiplenilen maymun ve şempanzelere bir şeyler çalmayı oyun gibi öğreterek bu davranışların kalıcı olmasını sağlıyor. Bu kötü sahipler ve kişiler yüzünden hiçbir fikri olmayan masum bir hayvan suça teşkil edilmiş oluyor. Bir diğer konu ise köpek dövüşleri. Bildiğiniz gibi dünyanın diğer ülkelerinde ve bizim ülkemizde de yasak olmasına rağmen merdiven altı dediğimiz mekanlarda bu gaddar eylem hala yapılıyor ve ya yaptırılıyor. Mizacı gereği güçlü ve sert olan bazı köpek ırkları ki bunlar ; pitbull terrier, doberman, kangal, rottweiler gibi köpek ırkları, doğru sahipler ile mükemmel derecede sevecen olabilecekleri halde bu gibi insanların ellerinde birer silaha dönüşebiliyor. Oyun oynama çağında ısırmak , hırçınlaşmak alışkanlık haline getirilen bu hayvanlar ne yaptıklarını bilmedikleri halde kendi ırkları ile ucu ölüme varan kavgaları yaptırılmayı zorlanıyor. Velev ki bu gibi konular ile dünya bir şekilde kavga halinde. Çoğu ülkede bu gibi durumlar için kurulmuş özel kurumlar bu haksızlık ile savaşıyor.

Yazımın son cümlelerini toplarken oyun oynamanın sadece insan ırkına ait bir davranış olmadığını tekrardan vurgulamak istiyorum. Ayrıca doğru zamanda ve mekanda oynanılan doğru oyunların insan ve hayvan gelişmesinde çok büyük bir yeri olduğunu vurgulamak istiyorum. Tek başımıza yaşamadığımız bu muhteşem dünyada minik dostlarımız ile bol bol oyun oynayarak güzel bir hayat geçirmemiz dileği ile..

Serdar Baykal